Ultimate magazine theme for WordPress.

Muharrem Ertaş

0 76

Doğum Tarihi: 1913, Kırşehir
Ölüm Tarihi: 3 Aralık 1984, Kırşehir

Muharrem Ertaş, Zurnacı Kara Ahmet ile Ayşe Hanım’ın beş çocuğundan biri olarak 1913 yılında Kırşehir’in Yağmurlu Büyükoba köyünde doğmuştur. Bin yıllık abdallık geleneğini 20. yüzyıla taşıyan ve öldüğünde geleneğin en büyük temsilcisi olarak anılan Neşet Ertaş (1938-2012)’ın babası ve ustasıdır. Onun hayatı hakkındaki bilgiler, kendi anlatımından kaleme alınanlar ile Avşar Cihan, Hayrettin İvgin, Evin A. Coşkun ve Bayram Bilge Tokel’in yazdıklarıyla sınırlıdır.

Kendisinin verdiği bilgiler ve adı geçen kaynaklara göre, yedi yaşında babasını kaybeden Muharrem Ertaş, önce dayısı Bulduk Usta’nın, kısa bir zaman sonra da Âşık Said (1835-1910)’in türküleriyle ünlenmiş olan Yusuf Usta’nın çırağı olur. Yedi yıl Yusuf Usta’dan geleneğin inceliklerini öğrenen Muharrem Ertaş, on beş-on altı yaşlarında artık kendi başına düğünlerde çalıp söylemeye başlar. Hatice Hanım’la ilk evliliğini yapan Muharrem Ertaş, hanımının vefatı üzerine Kırşehir’i terk ederek Çiçekdağı, Yerköy, Keskin ve Kırtıllar’da sanatını sürdürür. Kırtıllar’da ikamet ettiği sırada ikinci evliliğini Keskin Hacelobası köyünden Mazlum Usta’nın kızı Döne Hanım’la yapar. Bu evlilikten Necati, Neşet, Ayşe, Nadiye ve Muhterem adında beş çocuğu olur. Muhterem çok erken yaşlarda vefat eder. Kırtıllar’da yaklaşık altı yıl kalan Muharrem Usta, oradan Çiçekdağı ilçesinin İbikli köyüne göçer. İbikli’de ikinci eşi Döne Hanım’ı da kaybeder. Muharrem Usta, üçüncü evliliğini Yozgat’ın Kırıksoku köyünden Arzu Hanım’la yapar. Bu evlilikten Ekrem, Ali, Muhterem ve Cemal olmak üzere dört çocuğu daha olur.

Muharrem Ertaş, radyoyla Nida Tüfekçi’nin İstanbul Radyosu Türk Müziği Şube Müdür Muavinliği döneminde (1964-1971) tanışır. Nida Tüfekçi ile ilk karşılaşmalarında kendisini, “Ben Kırşehirli Muharrem, Neşet Ertaş’ın babasıyım.” şeklinde tanıtır. O dönemde altmışlı yaşları idrak eden Muharrem Usta’nın sesi ve sazı Nida Tüfekçi aracılığıyla TRT stüdyosunda kayda alınır. Kayda alınan eserleri arasında “Başımda Altın Tacım” ile “Hoplatma Kısmı”, “Vay Gülüm Gülüm”, “Şu Dağlar Ulu Dağlar”, “Evlerinin Önü Marul”, “Aydos Bozlağı”, “Avşar Bozlağı”, “Türkmen Bozlağı (Kırat)”, “Abidin Paşa Bozlağı”, “Yusuf Paşa Bozlağı”, “Ceren Bozlağı” ve “Kayabaşı Bozlağı” bulunur.

Muharrem Ertaş, onca şöhretine rağmen, yaşamı boyunca yakasını bir türlü bırakmayan yoksulluğu, ömrünün son gününe kadar sırtında bir kambur olarak taşır. Kendisiyle son röportajı yapan Avşar Cihan, Muharrem Usta’yı evinde ziyaret ettiğinde onun bir deri bir kemik kalmış hâlini üzüntüyle dile getirmek zorunda kalır. Muharrem Ertaş 3 Aralık 1984’te vefat eder.

İlgili İçerikler

Muharrem Ertaş’ın dünyadaki en önemli maddi varlığı olan eşeği arkada; kendisi bir taşın üzerine oturmuş elinde sazı ve “sözümün emaneti” dediği oğlu Neşet Ertaş’ı çocukluk yıllarında gösteren bir heykeli Kırşehir’de Terme Caddesinin sonunda yer alan kaplıca parkının üst tarafında bulunmaktadır. Heykel, 6 Eylül 2003 tarihinde yapılan bir törenle açılır. Muharrem Ertaş’ın adı, sağlığında oturduğu Kırşehir Bağbaşı Mahallesindeki bir caddeye verilir.

Muharrem Ertaş’ın repertuvarını oyun ve halay türküleri –ki düğün çalgıcılığı yaparak geçimini sağlayan bir sanatçı için son derece doğal bir durumdur– başta olmak üzere Karacaoğlan, Dadaloğlu, Âşık Kerem, Âşık Garip, Pir Sultan Abdal ve Âşık Said gibi sanatkârların şiirleri üzerine kurulan bozlak türü türküler oluşturur.

Muharrem Ertaş’tan derlenerek TRT Türk Halk Müziği Repertuvarına kazandırılan eser sayısı toplam yirmi beştir. Bunlardan yedi tanesi kırık hava, on sekizi ise bozlaktır. Günümüz kültürünün saklandığı ve her istenildiğinde kolaylıkla erişilebilen bir bellek durumuna gelen YouTube’da Muharrem Ertaş adına kayıtlı ve erişime açık kırk iki eser bulunmaktadır. Bu rakam bile Muharrem Ertaş gibi altmış yılı aşkın bir süre Kırşehir başta olmak üzere çevre illerde sazıyla, sözüyle düğünlerin baş aktörü olmuş; Neşet Ertaş, Hacı Taşan (1925-1983) ve Çekiç Ali (1935-1973) gibi isimleri yetiştirmiş bir gezgin ustanın repertuvarını karşılamaktan çok uzaktır. Nitekim Avşar Cihan, Muharrem Usta’nın değişik âşıklara ait 300’ün üzerindeki şiiri bozlak olarak havalandırdığını kaydeder. Muharrem Ertaş’ın sözleri kendisine ait olan eser sayısı ise on olarak geçer. Muharrem Usta’nın bu bağlamda bildiğimiz tek şiiri; bir baba olarak oğluna serzenişini dile getirdiği ve akabinde de oğul Neşet’in kendisine aynı içtenlikle cevap verdiği şiiridir: “Temiz ruhlu saf kalplisin şöhretsin/ Hakkın vardır evlenmeye evladım/ Mevlâ’m sana yapanları kahretsin/ Aslı bozuk alma dedim evladım”.

Yetmişli yılların sonlarında televizyona çıkma şansı yakalayan Muharrem Ertaş, çok sayıda TRT sanatçısının hayran bakışları arasında sözleri Dadaloğlu’na ait olan “Kalktı Göç Eyledi Avşar İlleri” şiirini kendine has tavrıyla icra eder ve o kayıt günümüze “Avşar Bozlağı” adıyla ulaşır. Muharrem Usta’yla ilgili TRT Arşivinde ayrıca 1984 yapımı “Elimizden Obamızdan” adlı programda 2.37 dakikalık bir görüntü ve ses kaydı bulunmaktadır. Aynı yıl TRT ve Anadolu Folklor Vakfının birlikte düzenledikleri “Kaynaktan Radyoya Televizyona Türk Halk Müziği Konseri”nde Muharrem Ertaş’a bir ödül verilir. Muharrem Usta’dan derlenerek kayıtlara geçen tek halk hikâyesi ise “Arzu ile Kamber”dir. 27 Mayıs 1982’de makara teyp vasıtasıyla yapılan kayıt, 2010 yılında 2 VCD ve 1 kitapçık olarak Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından yayımlanır. Ustanın ölümünden sonra on dört parçalık “Kalktı Göç Eyledi (1998)” ve “Başımda Altın Tacım (2000)” adlı iki albümü yayımlanır.

Muharrem Usta’nın olgunluk çağına geldikten sonra da kendi deyişlerini söylemekten imtina etmesini en önemli çırağı ve oğlu Neşet Ertaş şöyle açıklar: “Babam Kerem’in, Pir Sultan Abdal’ın, Karacaoğlan’ın kitaplarını karşısına alır havalandırırdı. Sordum: -Sen niye demiyorsun? diye; -Söyleyecek söz çok, söyleyecek yer yok. Bütün ozanlar hep aynı şeyi söyler, ha onlar, ha ben! dedi. Babam, öyle şiir yazsaydı; kendi üretimlerini çoğaltırdı. Kendi benliğinden söylememek için, yani, -Muharrem Usta şunu şöyle söylüyor lafını kullanmamak için; Karacaoğlan’ın, Kerem’in, Pir Sultan Abdal’ın, ona benzeyenlerin şiirlerinden havalandırırdı.”. Bu özellikleri dolayısıyla Muharrem Ertaş’ı “usta malı” şiirleri müzikal anlamda yenileyerek âşıklık geleneğinin Orta Anadolu’da sürekliliğini sağlamış bir gezgin âşık abdal olarak nitelemek mümkündür.

Bir tür uzun hava olarak tanımlanan bozlaklar, tema bakımından Orta Asya’dan Anadolu’ya göç eden Türkmenlerin yaşadıkları ferdi ve sosyal acıların, kederlerin, üzüntülerin, ayrılıkların, yenilgilerin ve ölümlerin işlendiği ağıtlardır. Müzikal açıdan bozlaklar, “Geniş bir ses aralığına (en az bir oktav) sahip; türüne, yöresine ve tavrına göre başlangıç, karar ve asma karar perdeleri az çok bilinen; çeşitli makamlarda tertip edilmiş sağlam ve karakteristik müzik cümlelerinden örülü, genellikle tiz seslerden başlayarak inici bir özellik gösteren –teorik olarak izahı zor- üslup ve tavırlarda okunması ve çalınması gereken karakteristik müzikal formlardır.”. Muharrem Ertaş, kökü Orta Asya Türk müzik geleneğine dayanan bu müzikal formun sazı ve sözü elektronik ortama aktarılabilen ilk temsilcisidir.

Muharrem Ertaş’ın ses genişliğinin ve kalitesinin Japonlar tarafından kayda alınıp incelendiğine dair bilgi, kaynak gösterilmeden birçok çalışmada zikredildiği gibi Kırşehirliler arasında da kulaktan kulağa aktarılan anekdotlar arasındadır. Muharrem Ertaş’ın hançere özelliklerinin Japonya’daki konservatuvarlarda örnek gösterildiğine dair ilk yazı Erol Aktı tarafından 27 Mayıs 1981 tarihli Gong Dergisinde yayımlanır.

Bulduk usta vasıtasıyla Âşık Said’e uzanan kolun bir mensubu olarak Muharrem Ertaş, usta malı deyişleri havalandıran ve kendi tercihi olarak öteye geçmeyen bir ulu bozlak ustası olarak yaşar. Muharrem Usta, bunu yapmakla, Karacaoğlan, Dadaloğlu, Âşık Kerem, Âşık Said gibi sazı ve sözü bize kayıtlarla ulaşamamış zirve halk şairlerinin şiirlerini besteleyerek adeta onları tekrar canlandırır ve bunların gelecek kuşaklara aktarılmasında bir köprü olur. Cenk Güray’ın yerinde tespitleriyle Muharrem Ertaş, “…gerek temsil ettiği müziğe dair hafızasında biriktirdiği form çeşitliliği gerek usta icracılık birikimi gerek edebî bilgisi gerekse de aktardığı destanlar aracılığıyla ‘geleneksel müzik aktarımına’ ve ‘ortak kültürel hafızaya’ yaptığı katkılarla, Orta Asya ve Horasan ile Anadolu’yu buluşturan âşıklık kültürünün son halkalarındandır”.

Muharrem Ertaş, öldükten sonra değeri anlaşılan, sanatı üzerine kafa yorulan, hakkında lisansüstü tezler yaptırılan bir ustadır. Orta Anadolu türküleri ve bozlakları üzerine yapılan hemen her çalışmada kendisine yer verilen Muharrem Ertaş hakkında iki de müstakil yüksek lisans tezi bulunmaktadır. Son dönemlerde büyük usta hakkında bir bildiri ve bir de makale yayımlanır. Bir bildiride de Muharrem Ertaş’ın TRT Repertuvarına kazandırdığı “Sebep” adlı türkünün sözün büyüsü bağlamında tahlili yapılır.

Kaynak Prof. Dr. Salahaddin Bekki - Muharrem Ertaş


Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.



Bu web sitesi deneyiminizi geliştirmek için çerezleri kullanır. Bununla iyi olduğunuzu varsayacağız, ancak isterseniz vazgeçebilirsiniz. Kabul etmek Mesajları Oku